GÜVEN GÜRBÜZ


OLDUNDA OLDUN

GÜNDEM-YORUM / GÜVEN GÜRBÜZ


Memleketin taşına toprağına gönül vermiş, ecdadını unutmayan, gelişip kalkınmasını, büyüyüp gelişmesini istemeyen hemen, hemen, yok gibidir.

Hayatın karelerine sığdırır, çerçevesini duvarımıza asarız. Uzaklarda olsak da kalbimiz orada çarpar. O'nu kalesi ile özdeş kılarız. Resimlerde kale resmi olmadan inanmayız.

Şebinkarahisar kalesini kar yağınca tasavvur ederiz. Eteklerine doğru uzayan kayaları, etrafına doğru genişlemesini, büyüdükçe serpilmesini bir ak gelinliğe bezenmiş, ince belli zarif bir geline benzetsek ne çıkar?

Bu gelin de bir gün Ana olsa, sonra evlatlarını yolcu etse gurbet ellerine. Bir kartalın başka diyarlara göç etmesi gibi. Geniş kanatlarını engin deryalara kucak açıp gitmesi. Bir gün gelipte mekan tuttuğu yerlerin dolup taşması. Kanatlarının kırık, yorgun ve bitkin haline baktıkça, bir ananın da olduğunu, oranında memleket misali geldiğini bilmesi de yeter herhalde.

Şiirlerle ara vererek, bir yudum soğuk su ile memleketi hissetsek ne çıkar?

 ŞEBİNKARAHİSAR

Kayaların koynunda,

Hisarın altında,

Büyüdükçe serpildin.

Güzel GELİN oldun Karahisar.

 

Kanatlarının altında,

Uçurdun bizi gurbet'e

Gurbette dar geldi bize,

Duydum ANA oldun Karahisar.

 

Dikmen'in tepesinde,

Sivri selam durur.

Karahisar kalesine tekbir verir.

Bir ezan sesidir.

Kozluca'dan gelir.

Kayadibi asayiş berkemal der.

 

Avutmuş, Kadıoğlu, canın ferin,

Tamzara, Bağların alın terin,

Arada bir gelir,

Gurbetten de torunların,

Acı, tatlı dillerin bal oldu.

Duydum BABA oldun Karahisar.

 

Sene Dokuzyüzotuzüç'te almışlar yüzüğünü,

Yetim bırakmışlar kurdunu, kuşunu,

Yorulmadan çıktık dik yokuşunu,

Garezlenme bir gün ak gerdanına,

Takacağız incileri,

Duyacağız iL oldun Karahisar.

 

Güven der; ben'de Meykel'den torunun,

Alnımıza ter oldu, tozların dumanın.

Bir karış toprakta yatar,

Orada Atalarım.

Ecdadımın yadigarı,

Canım Karahisar.

 

18.05.1997 - Güven Gürbüz

 

Dikmen'in tepesinde sivri bir tepe yer alır. Her yer ayaklarının altında uzanır. Karahisar kalesine bakar her gün. Öğlen vakti olur, Kozluca tarafından ezan sesi duyulur. Kayadibi hemen karşılarda, her şey yolunda merak etmeyin der gibidir. Memleketin sesi dört bir yandan yankılanır.

Baba olmak kolay mıdır? Kol kanattır. Adı Şebinkarahisar'dır. Bağlarında yetişir envayi çeşit meyve sebze, diğerleri durur mu, alın teri misali kazanımdır her bir karışından gelen gelir. Yaz gelince koşarlar torunları. Acı tatlı diller bal olur. Duyarız ki Baba olur Karahisar. Sarar kucaklar.

Dokuzyüzotuz tarihi unutulmaz. Yüzüğünü arar bir daha bulamaz. Kurdu, kuşu yetim kaldım diye fevaran ettiğinden buyana duymamışlar bir daha sesini. Ama yine de yorulmadan çıkılır o dik yokuşu, kaleye doğru uzanır. Garezlenme der her sevdalısı. Bir gün ak gerdanına inciler takacağız. Değerleneceksin. Yine Vilayet olacaksın. Cümle alem duyacak. Garezlenme.

Eh işte.. Aşağıdan yukarıdan yazının sonu görünüyor. Meykel denilen, adının çoğunun belki de ilk kez duyduğu, Öreğel ( Diler)'in bir mahallesi Meykel'in de adı geçsin değil mi? Dedelerimizi yad edelim. Torunları olduğumuzu bilelim. Tozlu topraklı yollarından, ter ile harç yapıp, yüzümüze yol yapalım. Baktıkça o yollara, ecdadında Karahisar topraklarında yattığını unutmayalım. O'yadigarın anısına bu yazımızın devamını da memlekete bırakalım.

Sağlıcakla Kalın..

18 Ekim 2021, Şebinkarahisar - Ankara