MAHMUT TONBUL


MONA ROZA

MEMLEKET GİBİ - MAHMUT TONBUL


Üstat Sezai KARAKOÇ anısına...

Türk edebiyatının büyük ismi şair, yazar ve fikir adamı Üstat Sezai KARAKOÇ 88 yaşında hayata veda etti.

Edebiyata ilgi duyan herkesin baba gibi saygı duyduğu yüreği güzel insan kimdi peki?

İkinci yeni şiirinin uç beyi,

Yeni mistik şiirin kıyas kabul etmez şairi,

Tevazu ve beyefendiliğin kalesi...

1933 yılında Diyarbakır'da doğmuştur. Parlak bir eğitim hayatı geçirerek onlarca kitap yazmış, Türkiye'den ve dünyadan çeşitli sanat ödüllerine layık görülmüştür.

Yarattığı mistik şiir tarzıyla ona “SEZO” diyerek hitap eden Cemal SÜREYA üstadı tarif ederken “Mehmet Akif ve Necip Fazıl karışımı şair” şeklinde tanımlamıştır.

Şiirlerinde genellikle “birlik bilinci" ne vurgu yapmıştır.

Herkesin bildiği MONA ROZA şiiri ile efsaneleşen şair en büyük Türk şairlerinden biri olarak gösterilmiştir. MONA ROZA akrostişi ve o akrostişin ilk harflerinin oluşturduğu Muazzez Akkaya ismi " dilden dile anlatılarak efsanevi bir hal almıştır.

Muazzez Akkaya Sezai Karakoç ve Cemal Süreya'nın sınıf arkadaşıdır. Üstat Sezai Karakoç Muazzez'e büyük bir aşkla bağlıdır. Muazzez Akkaya'nın anlattığına göre ona kitaplar, şiirler hediye eder. 20 Nisan 1952 pazar günü sınıfça bir kır gezisi düzenlenir. Arkadaşları ısrarla MONA ROZA 'yı okumasını ister.Gönlü onları kırmaya elvermez ve şiirini okur. Okul arkadaşı Cevdet GERAY bu şiiri ister ve üstadın haberi olmadan Hisar Dergisinde yayınlar. Şiir o kadar büyük ilgi görmüştür ki ardından Mülkiye Dergisinde yayınlanır.

Reklamdan gösterişten uzak bir şair ve fikir adamıydı o. Kolay kolay ne röportaj verir, ne de televizyon programlarına çıkardı. Ulaşılması zor bir kişi algısı uyandırmış  olsa da Cağaloğlu' ndaki Diriliş yayınlarında öğleden sonraları mutlaka olurdu. Üstelik kapısı herkese açıktı. Çayı olurdu her zaman. Ve derin susmaları gözlerinde.

Onun bir farkı vardı. En sevdiğimiz şairlerin bile bazen beğenemediğimiz şiirleri olurdu. Fakat Sezai Karakoç'un her şiiri birbirinden özel ve daha güzeldi.

Daha yirmili yaşlara gelmeden MONA ROZA şiiri ile tanıdım ben üstadı. İlk ezberlediğim şiirdi. Okuturdu şiirlerini sabah kadar. Düşündürürdü beni şiirleri. Tebessüm ettirirdi. Şaşırtıp hüzünlendirirdi. Duygular ülkesinde oradan oraya koşturur da ümitsizlik şehrine uğratmazdı. Bir cümlesinden çok anlamlar çıkardım. Bir cümlesiyle çok ufuklar açıldı zihnime.

Şiiri sevdirdi bana.

Aşkı sevdirdi.

Merhameti sevdirdi.

Mısralarının düştüğü gönlümüze bu sefer acın düştü.

Hangi şiir anlatacak bize şimdi yokluğunu?

Hangi kanadı kırık kuştan merhamet dileyeceğiz?

Mekanın cennet olsun üstat. Seni hep rahmet sevgi ve özlemle anacağız.