ŞEBİNKARAHİSAR MYO´NUN DÜNÜ, BUGÜNÜ, YARINI (RÖPORTAJ) - 2
ŞEBİNKARAHİSAR MYO KURUCU MÜDÜRÜ PROF. DR. MUSTAFA ZAHİR BAKICI İLE ÖZEL RÖPORTAJ
Tarih: 1.12.2017 11:30:43/ 1201okunma / 1yorum

GEÇEN SAYIDAN DEVAM

Hocam herhalde Kaymakam Bey ve Belediye Başkanı da karşılamada vardı...

“Kaymakam Bey maalesef yoktu”. Kaymakam Bey´i “Cuma günü geleceğiz” diye aradım.“Tamam” dedi ise de bir gün sonra Kaymakam Bey iki gün izinli olduğunu belirtti ve karşılamaya katılamayacağını söyledi. Kaymakam Bey Malatyalı olduğu için Cumhuriyet Üniversitesi Kampüsü yolunun üzeri idi, hiç olmazsa Sivas´tan geçerken bize uğramasını ve Rektör Beyle tanışmasını istedim. “Bakarız uğramaya çalışacağım" dedi ise de uğramadı. Belediye Başkanımız ve şehrin ileri gelenleri karşılamada var idi.

Neyse, şehirde Yüksekokul yeri/binası için gerekli yerlere bakıldı, incelendi, zevat ile orman işletmesi tesislerinde tanışıldı. Şehrin yöneticileri ve ileri gelenleri tarafından Yüksekokul için istenilen kamu/okul binalarından istenileni tahsis edileceği Rektör Bey´e ve ekibine ifade edildi. Ben şehrimize gezmeye her götürdüğüm insanı mutlaka, şehrimiz hakkında daha doğru ve olumlu düşünce oluşması için Demircilik‘in üzerindeki tepeden şehri seyrettiririm. Çünkü şehrimizin meydanından şehirle ilgili olumlu izlenimler edilemiyordu. Karadeniz Bölgesi´nin tipik özelliğini taşıyan şehrimiz, engebeli arazi üzerine kurulduğu için mahalleleri büyük bir alana yayılmış, herhangi bir yerden bakınca şehrin çok yeri görülmemektedir. Kaleye, Kayabaşı/Öksürük kayasına da, Dikmene de çıksak şehrin bütünü yine görülememektedir. Yine de şehrin farklı noktalarından bağları da içeren muhteşem manzarayı görenler şehrin güzelliğini ve büyüklüğünü ancak anlayabiliyor. Nitekim Rektör Bey ve arkadaşlarını Demircilik Tepesine götürüp şehri seyrettirince hiç böyle bir yerleşim alanı görmediklerini, şaşırdıklarını, ama çok etkilendiklerini ve hayran kaldıklarını söylediler.

Bununla da kalmadık onları alıp Tamzara´ya götürdük çay içildikten sonra Avutmuş´a ve Köprübaşı´na geçtik. Burada hemşerilerimiz Sayın Rektör Bey´e ve ekibine çay, kendi yetiştirdikleri dut ve mevsim meyvelerinden ikram ettiler. Daha sonra İkioğul, Biroğul ve Kadıoğlu´na geçtik, oranın da çarşı durumunu gösterdik. Çok hoşlarına gitti ve dediler ki "biz böylesine yerleşim alanı olan başka bir şehir görmedik. İnsanlarınız çok sıcakkanlı, misafirperver" deyip, bize övgüler yağdırdılar.

Akşam Sivas´a dönerken Rektör Bey başvuru formunu o günkü Belediye Başkanımız´ a verdi ve “ister hemen doldurun verin, isterseniz sonra (yarın) doldurup gönderin, ilk senato toplantısın da Yüksekokulun açılmasını gündeme alayım” dedi.

Ne acı ki aynı davet yazısı gibi, başvuru formu da doldurulup bir türlü geri gönderilemedi. Epey üzüldük tabi ve tekrar telefon trafiği başladı. Şehrin mahalle ve köy muhtarları başta olmak üzere, şehrin ileri gelenleri, sivil toplum örgütleri, bürokratları ve birçok kişi ile görüşüp, yaz dönemine girilirse senato toplantısı olamayacağını birçok Dekanların, Yüksekokul Müdürlerinin izine ayrılacağı için, (Temmuz, Ağustos aylarında ancak çok önemli/olağan üstü bir durum harici) senato toplanmamaktadır. Başvuru Formu/Yazısı gecikirse okul açılsa da eğitim-öğretime açılması yetişmeyeceği için bir yıl sonraya kalacak diye endişeleniyordum.

Hocam gerekçe ne idi, niye geciktiriyorlardı..?

Gecikme gerekçeleri nedir, bende çok bilemiyorum. Çünkü bu konuda herhangi bir açıklamaları da olmadı. Milletin içine girince siyaseten bir coşku veriyorlar fakat arkadan savsaklıyorlar. Bu konuda bazı soru işaretleri var, bazı şeyler aklıma geliyor ama oda sonra yazacağım anı kitabıma kalsın...

Ancak bazı siyasetçiler ve bazı sivil toplum örgütleri mensupları vb. küçük olsun benim olsun düşüncesini yıkamamışlar. Şebinkarahisar büyüyüp, gelişirse, ellerinden, avuçlarından çıkar, kendi otoriteleri, statüleri sarsılır diye mi korkuyorlar diye düşündürmektedir. Halbuki şehrin büyüyüp, gelişmesi hem kendilerinin hem de çocuklarının geleceği için çok ama çok daha önemli olduğu bilinmelidir.

Şehrin bazı siyasetçi ve bürokratlarından böyle bir direnç ile karşılaşmak elbet başta beni, sağduyulu hemşerilerimizi ve halkımızı çok üzdü. Sanki Yüksekokul açılmasında samimi değillerdi diye düşündürdüler. Belki de onları etkileyen veya yanıltan bazı durumlar vardı, ama anlatılmadığı için bilinmiyordu.

Fakat şöyle ilginç bir olay gelişti. Başvuru formu epey  gecikince Belediye Başkanımızı aradım ve “Başkanım yazı hala gelmedi, ne oldu?” deyince:"Yahu görevi şunlara verdim hala nasıl gelmez?" dedi, hemen onları aradım ve onlara sordum. Her ikisi de  "Ya öyle miymiş? benim haberim yok, form falan yok, eğer öyle ise hemen yarın halleder gönderirim" dedi. Bir daha Başkanımızı aradım ve “Başkanım doldurulması için arkadaşlara belge/form verilmemiş” dedim. "Yapma,o zaman demek ki belge/form bizim sekreterde kalmıştır, işte bizdeki sekretarya böyle kardeşim, çalışmıyorlar, yarın bizzat ben ilgileneceğim" dedi. Ertesi gün Yüksekokulla ilgili belge/form doldurulmuş şekilde gelmişti.

Ama yaz gelmişti, yani zaman geçmişti, senato üyelerinin çoğu senelik izinde oldukları için, senato toplantısı Sonbahara kalmıştı. Ancak Sonbaharda yapılan senato toplantısında gündeme alınabildi ve Şebinkarahisar´a Yüksekokul kurulması/açılması kabul edildi. Karar yazısı YÖK´e gönderildi. Bu kez de YÖK´te çok da beklenmeyen bir direnç ile karşılaşıldı! Yine çok muazzam bir çaba verilmesi gerekiyordu, nihayetinde bu çabayı verdik! Katkı sunan herkese teşekkür ederiz.

 

YÖK´te genel kuruldan geçmedi. Bunun üzerine eksik görülen bilgiler/belgeler tamamlansa da bir türlü YÖK´te kabul görmedi. Her seferinde hatırlı birileri devreye sokulmasına rağmen,bir türlü istenilen/beklenen sonuç alınamıyordu. YÖK´teki bu durumları adım adım takip etmemizi, bizim gizli kahramanlarımızdan olan kız kardeşim Bilkent İlköğretim Okulu´nda Müdürlüğe bakıyordu. YÖK´ün de Bilkent´te bulunması nedeniyle, müracaatımızın hangi aşamada olduğunu, nerede takıldığını kardeşim aracılığı ile öğreniyor, eksiğimiz varsa hemen gidermeye çalışıyoruz ki evraka ret gelmesin. Eğer YÖK´ten bir ret kararı çıkar da yazıya dökülüp, Üniversiteye bildirilirse sil baştan yeniden başlayacağız demektir. Buda en az bir (1) yıl kayıp demektir ki, buna fırsat verilmemeli idi.

Nitekim Yüksekokullardan sorumlu YÖK üyesinin Genelkurmay kontenjanından bir Paşamızın olduğunu öğrendik. Araştırmamızda Yüksekokullarla ilgili kararlarda bu Paşamızın etkin olduğunu, çok prensipli çok disiplinli ve tavizsiz olduğunu da öğrenmiş olduk. Asıl mesele bu Paşamıza ulaşıp derdimizi nasıl anlatacaktık? Şebinkarahisarlıların eğitim ve öğretime nedenli önem verdiğini anlatmalıydık. Soru işaretleri giderilmeliydi. İyi ama nasıl olacaktı?

Sonunda arayan Mevla´sını bulacağı için,o günlerde Genelkurmayda görev yapan hemşehrimiz Sayın Hava Korgeneral Vural AVAR Paşa´nın arkadaşı ve dostluğu olabileceğini Hayri Bey´le düşündük ve onunla konuşursak, derdimizi anlatırsak Sayın Paşamızla bir görüşme sağlanabilir ve yanlış bilgilendirme ve soru işaretleri varsa kendimizi anlatıp düzelte bilirdik.

Bu konular da çok iyi donanımlı ve daha girişken olan Hayri Bey´in devreye girilmesi gerektiğini kararlaştırdık. Sağ olsun o da hemen devreye girip, Sayın Vural Paşa´mızı arayıp randevu almaya çalıştı. Fakat Sayın Vural Paşa´nın emir subayının, her defasında Paşamız burada yok, şurda, burda, bahaneleri ile karşılaşıldı. En sonunda Hayri Bey´in emir subayına "Sayın Paşamızdan herhangi bir maddi isteğimiz yok! Bizim sorunumuz Türkiye´nin eğitim-öğretim sorunu, bu konu ile ilişkili hemşerimizin desteğini isteyeceğiz, Şebinkarahisar´da Üniversitenin istediği Yüksekokulla ilgili her şartı yerine getirdik. Ama bu konuda YÖK ile bir sıkıntımız var.Bununla alakalı yardımını isteyeceğiz" diyerek sitemli bir çıkışın ardından, Paşamız yarım saat sonra Hayri Bey´i telefonla arayarak "Nasıl yardımcı olabilirim Hayri Bey?” diye sormuş. Hayri Bey durumu anlatınca, hemen Yüksekokulla ilgili dosyanın kendisine ulaştırılmasını istemiş. Biz dosyayı özel kurye ile Ankara´da kız kardeşime, kız kardeşimde elden Sayın Vural Paşa´ya ulaştırdı. Sayın Vural Paşamız dosyayı inceledikten sonra, Sayın Erdoğan Paşamızla görüşüp Şebinkarahisar olarak eğitim ve öğretime nedenli önem verdiğimizi YÖK´e sorun getirmeyeceğimizi vb. ifadelerle YÖK´ten kararın çıkmasını sağladığı düşünülmektedir. YÖK´te kabul oldu ama geç kalınmıştı. Eğer başvuru yazısı/formu doldurulup zamanında/hemen gönderilseydi karar erken alınacaktı. Dolayısıyla aynı yıl (1997) hem okul açılacak, hem de eğitim-öğretim başlayacaktı.

Okulun açılması sonrası Rektör Bey beni çağırdı ve "Zahir Hocam eğitim-öğretime bu sene (1998) başlayacak mısınız?" dedi. Ben “evet başlayacağız, bu kadar çabayı onun için harcadık efendim” dedim.

"Tamam. O zaman bu okulun müdürlüğünü sen üstleniyorsun ve hemen çalışmalara başlıyorsun" dedi. Ben şaşırdım ve “efendim ben affımı istiyorum, biliyorsunuz üzerim de beş altı yerin sorumluluğu var, beni affedin” dedim. Rektör Bey şöyle suratıma bir baktı ve: "Beyefendi, kamburu sırtıma yükleyip şimdi kaçıyor musun, eğer bu sorumluluğu üzerine almazsan, ben okul mokul açamam, hemşerilerin de bize sorarsa, ben de gidin hemşerinize sorun derim" dedi.

Aslında o an yanlış yaptığımı anlayıp, hemen kendisinden özür dileyerek, “derhal çalışmalara başlıyorum” dedim. Nitekim hemen gıda ve elektrik iki bölüm açılması, önce Üniversite senatosunda sonra YÖK´te kabul gördü ve aynı yıl Yüksekokul ve programları/bölümleri, ÖSYM kılavuzunda da yer aldı. Üniversite sınavları sonrası Yüksekokulumuzu tercih eden gençler kayıt yaptırmak için Şebinkarahisar´a gelmeye başladılar. Geliyor ama bizim Yüksekokul yerimiz/binamız hala yoktu, verilmemişti. Kaymakamlık sözünü tutmamıştı. Şurayı vereceğiz, burayı vereceğiz dediler ama sözlerinde durmadılar.

Hatta Rektör Bey, Şebinkarahisar´ı ziyaretinde şehrin yöneticilerine “hemen eğitim-öğretime başlamak için bize iki yıllığına geçici bir yer verin, biz okulumuzu kendimiz yaparız” dedi. Şehrimiz yöneticileri kabul etmelerine rağmen maalesef sözlerinde durmamışlardı.

Bizi tercih eden ve kazanan tüm gençlere YÖK´ten aldığımız bilgiler ile tek tek hepsine telefonla ulaşıp çocuğun kendisine veya ailesine kazandığını önce biz müjdeliyoruz, sonra da şehirle, okulla, yurtla ilgili bilgiler veriyor, buraya nerelerden taşıtların olduğunu ve bunlara nasıl ulaşacaklarını anlatıyor, adlarını ve telefonlarını veriyoruz.Hatta çocukların aile bireyleri ile tekrar tekrar konuşup onların varsa endişelerini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Ayrıca adreslerine şehirle ilgili doküman gönderiyoruz. Şu işe bakın ki, Şebinkarahisar´a gelmek üzere İstanbul otobüsüne binen baba ve kızına, yanındakilerin kim olduklarını, ne iş yaptıklarını ve niye Şebinkarahisar´a gittiklerini sorunca Üniversite öğrencisi olduğunu söyleyince,"Ne Üniversitesi, bizim şehrimizde Üniversite/Yüksekokul falan yok, sizi kandırmışlar” diyor ve“bide şoföre soralım" diyorlar, ona da sorup aynı cevabı alıyorlar.Bu sorma aşamasın da otobüsteki diğer yolcularla birlikte gülüşmeler aileyi üzüyor. Baba konuşmasında “Hocam gece olmasa, otobüsü durdurun ineceğiz diyeceğim, ama ne yazık ki gece bilmediğimiz yerler idi” diyor.

Bu da gösteriyor ki yeterince tanıtım yapılamamış ve duyurulamamıştı. Her olay bizlere dersimizi daha iyi çalışmayı öğretti. Tüm otobüs, dolmuş ve diğer taşıt kaptanları, muhtarlıklar,  esnaflarımız başta olmak üzere halkımız tekrar bilgilendirilmeye çalışıldı.

( DEVAMI VAR )








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
ATIF GÜNEYİ
11.12.2017 21:09:26
BÖYLE GÜZEL BİR İNSAN İLE TANIŞMAK/ÇALIŞMAK OMUZ OMUZA DURMAK HERTKESE NASİP OLMAZ.SAYIN HOCAMA BÖLGESİNE/ÜNİVERSİTESİNE/ÜLKESİNE YAPTIĞI HİZMETLER İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜR EDER YAŞAMI BOYUNCA SAĞLIK VE ESENLİKLER DİLİYORUM.SAYGILARIMLA...
E-Gazete
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
HAKKIMIZDA

Yeni Şebinkarahisar, 12 Eylül Yönetiminin faşist uygulamalarına ve işkencelere direnmesini bilmiş, ANAP`a da, CHP`ye de, DYP`ye de, RP`ye de, DSP`ye, MHP`ye ne de AKP´ye muhalif olmuş, kimsenin yayın organı olarak davranmamıştır. Biz bugüne kadar hiçbir partinin yandaşı olmadığımız gibi bu güne kadar kimsenin güdümünde de hareket etmedik, yalakalık da yapmadık. Biz her zaman Şebinkarahisar`ın, Şebinkarahisarlının yanında olduk. Şebinkarahisar`ın sorunlarının çözümü için çaba harcadık. Bunun için de hangi parti iktidarda ise o partiye muhalif olmaktan çekinmedik. Yapılan olumlu çabaları ve hizmetleri de destekledik.

"Yeni Şebinkarahisar Gazetesi, Şebinkarahisar`a her sabah daha iyi hizmet etmek emeliyle yola çıkanlarındır."