EMRE GÜRSOY RÖPORTAJI
Yazarımız Ünal Akkuş´un genç yeteneğimiz Emre Gürsoy ile gerçekleştirdiği röportaj.
Tarih: 11.9.2018 16:40:55/ 3150okunma / 0yorum

Genç adam! Sanat alanında Şebinkarahisar´ı sana emanet edebilir miyiz:

“SÖZ! ŞEBİNKARAHİSAR BANA EMANET!”…

 

Emre Gürsoy 

Yirmili yaşlarda Şebinkarahisarlı bir genç. Bir bakıyorsun Eiffel Kulesi altında milleti horana dizmiş kemençe çalıyor, türkü söylüyor. Bir bakıyorsun ulusal televizyonlarda çalıyor söylüyor. İyi de bu çocuk kim? Madem ki bu çocuk bizim; öyle ise bir yakından tanıyalım. Aklı ne? Fikri ne? Eyle ya sanatı ne? Hele de Şebinkarahisar için gelecekte ne yapmak istiyor? Aynen onun gibi  genç gazeteci Ahmet Yeles ile sizin için bir söyleşi yaptık! İnce bi şekilde, keyifle ustalıh yapalım değil mi? Her anlamda ilginç bir söyleşi oldu. Bir ufak tüyo da vereyim, bu çocuğun dili de, sanatı gibi sivri! Gerçekler karşısında öyle kıvıracak birisi de değil! Meraklısına hatırlatırım! Özelikle gençlere örnek olur, umarım ki beğenirsiniz…

/resimler/2018-9/11/1708211207879.jpg

-Elinde bir kemençe çalıp söyleyip duruyorsun da, genç adam sen kimsin..?

Ben Şebinkarahisarlıyım, hem de iyi bir Gareysarlıyımdır.  Şebinkarahisar, Sultankonağı köyündenim, 12 Mayıs 1996 doğumluyum, babam İlhami Gürsoy (Ayşe ve İlhami Gürsoy´a bize böyle güzel bir evlat yetiştirdikleri için, memleketim ve insanlarım adına çok çok teşekkür ediyorum) Annem Ayşe Gürsoy, haa ustamı sorarsan o da her zaman gurur duyduğum babamdır…

-Tamam orasını anladık, bu kemençe işine nereden nasıl bulaştın…

Aslında kemençeyle abim çok ilgiliydi, ben 8-9 dokuz yaşlarındayım babam kemençe çalmayı abime öğretmeye çalışıyor, babam boy tarafını tutuyor, o yay tutuyor şöyle çal böyle çal diye öğretmeye çalışıyordu, ben ilgisiz ilgisiz bakıyordum, fakat her ne kadar ilgisiz de olsam olsam demek ki melodiler insanın aklında kalıyormuş...

Kemençe masanın üzerinde, çekmecede orada-burada duruyordu, bir gün dururken aldım elime, başladım Gareysar dikini çalmaya, lokantamız var, babam olmayınca alıp gizli gizli çalıyorum, babam ilk görünce şaşırdı, yani bana o güne kadar şunu şöyle çal, böyle çal diye hiç göstermedi, hani ilgisizim ya, o da doğal olarak bana kemençeyi çalmam için göstermiyordu.

Sonra baktı ki ben çalıyorum, yeteneğimi görünce, ondan sonra kemençe çalmayı öğretmeye başladı, artık işe gittiği zaman beni de yanında götürmeye başladı, stüdyoya götürmeye başladı. Yani düğünler, dernekler derken başladım çalmaya, düğünlerin yarısına geldiğinde kemençeyi bana verip çaldırmaya başlıyordu, yani düşünün ki kemençe benim boyumda idi o zamanlar.

11 yaşlarında falanım, babamla aramızda usta çırak ilişkisi başladı, yani kemençe çantasını taşırdım, telini, kemençesini taşırdım. Benim profesyonel sanata geçişim, TRT´ye geçişimle başladı. İstanbul Gençlik Korosu´nda kemençeci yokmuş, bir abla geldi “Gel seni TRT´ye alalım” dedi. Aldı beni şef Erol Köker´e götürdü, bana “Çal bakalım ne çalıyorsun” dedi.

Ben Gareysar Diki´ni falan çalmaya başladım, dinledi dinledi bana dönüp “Yarın konser var, gel seni konsere çıkaracağım” dedi. Hayda şimdi ne olacak, nasıl olacak derken çarşıya gittik smokin aldık, ayakkabı aldık filan derken kendimi TRT´de buldum. Aslında sınavsız TRT´ye giremezsin fakat zaten sınavda da kemençe çaldıracaklardı, yani bu benim bir nevi sınavım oldu. Oraya girmek kolay değildir, şöyle düşünün orada Mehmet Erenler, Yücel Paşmakçı, İbrahim Can, Aysun Gültekin, İzzet Altınmeşe gibi duayenler var. Daha 12-13 yaşında bu ustaların yanında çalıyorum, bu kulağa Çok kolay gelir de, çok zor bir iştir.

Yani burada çaldığım köy düğünlerine benzemiyor. Otuz kırk kişilik orkestralar eşliğinde çalmak o kadar kolay olmuyor, işin özü çaldık çaldık, üzerine koyarak öğrendik yetiştik…

/resimler/2018-9/11/1712125118663.jpg

-Yahu seni bir bakıyoruz Paris Eiffel kulesi altında, bir bakıyoruz televizyonda bilmem ne programında çalarken görüyoruz. Artık Şebinkarahisar´ı aşıp ulusal olmuşsun yeğen…

Benden ders almak için talepler gelmeye başladı, Baktım olmuyor ders vermeye başladım, oOrkestralarda ulusal sanatçılara çalmaya başladım, uluslararası piyano festivallerinde  solo kemençe olarak çaldım. uluslararası müzik festivallerinde çaldım. Çizgi filmler için çaldım, O Ses Türkiye sanatçıları için çaldım, ama nere gidersem gideyim hep Şebinkarahisar türkülerini, oyun havalarını da ihmal etmeden çaldım. Ben en çok da bizim yöremizin uzun havalarını çalarak dikkat çektim, hep kemençeyle oyun havası çalıyor sanıyorlar ya, uzun hava ilk duyanlara çok ilginç geliyor. Dünyanın her yerine gittim fakat ulusal olsak da  netice de ben bir Şebinkarahisarlıyım, anlatabildim mi ağabey…

-Hani her sanatçını bir tavrı olur, çaldığı aleti duyunca veya sesini duyunca bu falan kişi denir, senin böyle bir tavrın var mı?

Evet aynen dediğin doğru, hani çaldım çaldım diyorum ya, bu arada bende kendi tavrımı, ekolumu  meydana getirdim. TRT´den sonra benim bir tavrım oluştu, benim kemençemi dinleyen bu Emre´nin kemençesi diyebiliyor. Mesela herkes çift tel çalar, benim tek tel bir tınım oldu. Yani ben babamdan aldığımın, TRT´de çaldığımın üzerine koydum. Bu arada Prof. Dr. Can Etili ile İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarında derslere girip yöremin kemençesini tanıttım. İTÜ´nün konserlerini çaldım. Yani tavrım meydana gelene kadar çok çalıştım. Yani herkes kahvelerde, orada burada zaman kaybederken, ben bütün zamanımı sanata verdim…

-Peki sen konservatuarlı mısın? Yoksa sen de alaylı mısın?

Evet ben bir konservatuarlıyım. Sordun madem, bu konuda da biraz bilgi vereyim. İmtihana girdim, Yücel Paşmakçı, Mehmet Erenler, Sadun Aksüt, Mutlu Torun ve Erdal Deren vardı, sınavı birincilikle kazandım ve böylece okudum. Benim derslerimin notları hep yüksekti, yani bazıları gibi yalan söyleyip “Ben konservatuar mezunuyum” deyip ortalıkta dolaşıp insanları yanıltmıyorum, keşke öyle olup da, bizlere örnek olsaydılar. Aslında onlara bir nota verip çözdürmek lazım! Böyle yalanla nere gidilir? Allah´a şükür çalıştık, kazandık mezun olduk bir diplomamız var. Ama ben aynı zamanda alaylıyım. Babam sağ olsun o kültürü de verdi bana. Kısacası ne olursa olsun ben bir Şebinkarahisarlı sanatçı olduğumu her şartta ortaya koyacağım, gayretim çabam budur!

 Hani ben bu konularda çok konuşmam! İlk defa size konuşuyorum! Tabii bu doğruları konuşmaz demek değildir! Yeri geldi mi hiç kimseden lafımı esirgemem! Çoğu kişi bilmez benim bir de Türkiye birinciliğim var. Kültür Bakanlığı Solo Enstrüman ve Ses Yarışması dalında yarışma açmıştı, ben de oraya bir arkadaşıma eşlik etmek için gitmiştim, oradaki bir sorumlu hoca bana “Sen niye katılmıyorsun” diye sordu, ben de “Gerek yok arkadaşlarım katıldılar, ben onlara eşlik etmeye geldim” dedim. “Olur mu öyle şey” diyerek gidip benden habersiz direk kaydımı yaptırmış ve böylece kendimi yarışmada buldum.

Girdim yarışmaya çaldım ve birinci oldum. Ondan sonra Bursa´ya ikinci eleme için gittim, orada da birinci oldum. Sonra final için Ankara´ya gittim, artık finale Türkiye´nin her yerinden müzisyenler geliyor, herkes kendine göre klas ve yetenekli insanlar. Orada bir oyun havası çaldım ve oynadım, zaman beş dakika idi, derken sonuçlara geldi sıra üçüncü, ikinci derken bir baktım benim ismim birinci olarak okundu, birinci oldum. Haa orada da Şebinkarahisarlı olduğumu belirtmeyi ihmal etmedim…

Artık ondan sonra beni Türkiye´yi temsilen dünyanın her yerine gönderdiler. Hırvatistan´ından tutun, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Avusturya, İsviçre, Hollanda, Yunanistan, Fransa ne biliym bir çok dünya ülkesinde çaldım…

 /resimler/2018-9/11/1718558407761.jpg

-Pekii yeri gelmişken, Şebinkarahisar müziği sanatı senin gözünle bakınca ne alem de..?

Eveet çok güzel bir konu soru geldi! Bakın bunu açıkça yazın! Burada ki sanatçılar burayı temsil etmiyor! Burayı gelip, evet oda lazım fakat, köy pikniğinde temsil etmekle olmaz! Biz zaten seni biliyoruz! Önemli olan onların, bizi bilmeyen başka şehirlerde temsil etmeleri! Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk, Suşehri, Koyulhisar, Mesudiye zaten BENİM TOPRAĞIM, BENİM KÜLTÜRÜM ONLARA NE ANLATACAKSIN? Sen gidip Bursa´da, İzmir´de ve Antalya gibi metropol şehirlerde, benim kültürümü şehrimi tanıtabiliyor musun? İşte sanatçı budur! Bizim yöremizde bunu bugüne kadar kim yapabildi? Bir tek Mustafa Küçük yapabildi..!

Severler, sevmezler ben onu bunu bilmem! Allah Mustafa Küçük´ten razı olsun! O olmasa, yol açmasa, o parçaları yapmasa bu yörede hiç kimse bir şey yapamazmış! Yani bütün sanatçıyım diyenler onun parçalarının ekmeğini yiyor! Bugün bu yanlışları tespit edip ortaya koyacağız ki, yeni nesil olarak biz doğruyu anlayıp ona göre çalışıp doğru şeyler yapalım! Kısacası beni bana anlatma kardeşim, beni başkalarına anlat tanıt ki ben o zaman seni göreyim! Ben sanatçıyım diyen bu misyonu yüklenmesi lazım..! Eyvallah herkes bir ekmek peşinde ona saygım var. Bir şey diyeyim mi?  Önce sanat olursa, endişeye gerek yok! Ekmek peşinden koşarak gelir! Lakin herkes bu konuda ciddi ciddi çalışmalı, emek vermeli öğrenmeli!Veya kilosunu bilmeli ve insanlarımızı yüksek beklentiler içine sokup, sonra balon gibi sönmemeli! Sanat alanı boş diye, insanlarımızın memleket sevdasını kullanarak, yöremiz oyun havalarına yeni sözler yapıp bu benim bestem demeye, kimsenin bu alanı, bu kıymetli oyun havalarımızı, türkülerimizi dejenere etmeye hakkı yok! Bu büyük bir ahlaksız yozlaşmadır! Düpedüz hırsızlıktır! Sonra gelecek nesle nasıl bir örnek olacağız, ne bırakacağız ki, onlar peşimizden gelebilsinler! Çalıntı olan kültürün, sanatı sanatçısı olur mu?

-Şebinkarahisar sanatı için ne yapacaksın? Mesela bestelerin var mı? Derleme yapıyor musun? Şebinkarahisar´ın kayıp türküleri var! Başka şehirler üzerine kaydedilmiş türküleri var! Bu konularda ne gibi çalışmalar yapacaksın..?

Benim derlemelerim var. Köyden, şehirden, Tamzara´dan emekli öğretmenlerden, en eski yaşayanlardan kaynaklı, babama kemençeyi öğretmiş ustaların kayıtları var. Hala bu konuda çalışmalarım devam ediyor. Aslında benim asıl derdim çıkıp onun bunun parçalarını çalıp söylemek değil! Çok acele etmeden güzel aranjelerle eski türküleri, oyun havalarını aslına uygun  çalıp söyleyeceğim…

Yakın bir gelecekte bir sanatçımız (şimdilik ismini açıklamamızı istemedi) ile, bir parçamı söyleyip piyasaya çıkaracağım. Kendime has yöre oyunları bestelerim, türkülerim var. Zaman içinde bütün bu çalışmaları yapacağım. Evet bizim bazı türkülerimiz başka şehirler üzerine kaydedilmiş, bunlar içinde çalışacağım, fakat en eski kaynaklara ulaşmak lazım. Bu çok ciddi bir araştırma gerektirecek, zamanı gelince o türkülerimizi de Şebinkarahisar´a tekrar kazandırmaya çalışacağım…

Emre hadi sana uç bir soru sorayım! Sen şımarık mısın..?

Abi ben kendime nasıl şımarık biriyim veya değilim diyeyim? Haa ben değilim diyorum fakat diyalogsuzluk neticesinde, yanlış anlama kaynaklı birileri şımarık diyebilir! Yani sanatçı bir şov adamıdır, öyle olması gerekiyor çünkü işi bu! Saçı uzunmuş, yok bilmem ne, bunlar şimdi laf mı?

/resimler/2018-9/11/1725360759241.jpg

Yaa adam gelmiş kafa bir dünya, ayakta duramıyor, durup dururken  “bize kemençe çal” diyor. Ben bu durumda kemençe çalmam! Bu şımarıklıksa ben şımarığım!  Yahu aha festivale geldim benim beş saat uykum yok! O çağırıyor hadi çal! Bu çağırıyor hadi çal! Gerekli olan kime gitmemişim? Kimseden bir para beklentim yok! Çağır sabaha kadar meşk edelim! Ama ben bir arkadaşına hava atmak için kemençe çalacak adam değilim! Ben nasıl saygı sevgi gösteriyorsam, öyle de saygı sevgi isterim!

Mesela bir festival tertiplediler sağolsunlar beni de düşünüp çağırdılar, seve seve geldim! Yahu beni belediye başkanımız davet eti, tertipleyenler davet etti! Ne parasındayım, ne de turasında, Abi önüne gelen “Bak Emre seni ben ´çağırın´ diye söyledim” diyor! Yani bana kıyak yapmışmış! Yahu arkadaş bu bir değil, iki kişi değil! Ağabey bu nasıl bir iştir? Kardeşim ben sanatım ve memleketim için değil de hatır için çağrılıyorsam, hele de senin gibi birinin sözü ile çağrılıyorsam, kalsın arkadaş! Ondan sonra cevap verince Emre şımarık öyle mi..?

Ben buraya geldim geleli binlerce insanla beraber fotoğraf çektirdim. Analarım gelip “oğlum Emre gel gel sarıl da anağınan bir fotoğraf çekil” diyen analarımla kucaklaştım, eğer bu şımarıklıksa bu sevgi nereden kaynaklı? Benim insanım beni anlıyor seviyor. Ben daha henüz yirmili yaşlardayım, bunu kimse unutmasın! Daha da başka bir şey demek istemiyorum! Kısacası ben saygının, sevginin, sanatın olduğu her ortama hazırım..!

-Pekiii sanat anlamında, etkinliklerinde sana müracaat olursa, yardımcı olur musun..?

Niye olmayayım! Ben bu toprağın evladıyım! Bizim Şebinkarahisar albümünü çıkardılar on türkülük, o albümde bir tane oyun havası yok! Sordum bu niye böyle yapıldı diye? Yaa TRT´de kayıtlı türküleri yaptık dediler! Ya bu işler bu kadar basit değil! Bu türküleri söylemek de çok kolay bir iş değil! Gittiler yöre sanatçısı olmayanlara müziklerini çaldırdılar! Ya bunlar iyi bir sanatçı olabilir, fakat arabesk çalan bu müzikleri çalamaz, duygusunu anlayamaz! Bu albümün başarısını anlamak için insanların ilgisine bakmak lazım! Bu albüm kaç kişinin arabasında çalıyor! Bu albüm bir baş ucu kitabı gibi olmalıydı!

Bu albümü yapanlara sordum, bu kayıt niye böyle kalitesiz diye, Emre “bu albümün en düzelmiş hali bu! Bu kadar düzeltebildik!” dediler! Yazık değil mi bunca emeğe, paraya? Tamam yapılmış düşünülmüş eyvallah fakat daha iyi yapacak bilgi birikimli insanlarımız var. Daha iyisini niye yapmayalım ki? Sorulsaydı aransaydı yardımcı olmaz mıydım? Bu albümde Mustafa Küçük olsaydı bak bakalım nasıl olurdu? Yok şöyleydi, yok böyleydiyi  memleket için dedikoduları boş vereceğiz! Kamusal hizmetlerde şahsi nefis olmaz! Herkes fedakarlık edecek!  Öyle değil mi..? Mesela bir İlhami Gürsoy, Rasim Çatal niye yoktu? Bu adamlar birer hazine! Yani derlemeye gelince, bilgiye gelince İlhami Gürsoy ve Rasim Çatal gibi hazinelere müracaat ama söylemeye gelince, kıymetini anlamamak öyle mi? Şuan ben de dahil olmak üzere bütün genç müzisyenler bu insanların çaldıklarıyla bir yerlerde çalıp söylüyorlar. Bunu da kimse inkar etmesin. Bu arada rahmetli kemençe üstadımız Gölveli Aziz Şeker´in de kültürümüze kattığı hizmetlerden dolayı hakkını yiyemeyiz.

Şebinkarahisar için yapılacak her sanat çalışması için yardıma hazır olduğumu herkes bilsin, her fedakarlığa hazırım, kapım açık beklerim…!

-Emreciğim sana son olarak şunu söyleyeyim, sen Şebinkarahisar´a çok lazımsın! Sen bizim geleceğimizsin ve bu bilinçte olacağına emin olmak istiyorum! Ve sana son sorum! Şu yarım yamalak, kırık dökük sanat işlerinden bıktık! Bak yetiştin! Artık zamanı gelmedi mi? Sanat anlamında Şebinkarahisar´ı sana emanet edebilir miyiz..!

Bakın! Son olarak bende şu mesajı veriyorum. Yakın zamanda yapacağım single (tek eser) haricinde, eski ustaların çaldığı, söylediği eserleri, aynı melodiyle çalıp söyleyeceğim! Bu bizim vefa borcumuz! Ustası olmayanın, sanatı olmaz! Olursa da babasız evlat gibi olur! Bizim acilen bu yörenin böyle bir albüme ihtiyacı var! Böyle çok güzel bir projem var sizin aracılığınızla ilk defa hemşehrilerime duyurmuş olayım..! Biraz sabırlı olup beklesinler, Şebinkarahisar için çok güzel işler yapağız…

Ağabey emanetiniz başım üstüne! Ben bu toprakların, bu coğrafyanın, bu kültürün evladıyım ve bunu hiçbir zaman unutmayacağım! Herkese ilan ediyorum! Şebinkarahisar bana emanet! Hiç kimsenin gözü arkada kalmasın! Sanat anlamında, tanıtım anlamında, kültür anlamında Şebinkarahisar için ne yapmam  gerekiyorsa, onu yapacağıma söz veriyorum..!

Teşekkür ederek, Şebinkarahisar´da röportaj için bulunduğumuz mekanın kapısı önündeki  caddeye çıkıp vedalaştık. Ayrı ayrı istikametlere yürümeye başladık bayağı bir uzaklaşınca, caddenin öbür ucundan Emre´nin aklına ne geldiyse, ellerini kaldırarak yüksek sesle bize dönerek birkaç kez  “Gözünüz arkanızda kalmasın! Şebinkarahisar bana emanet, Şebinkarahisar bana emanet!” diye bağırarak, el sallayarak ışıkları loş bir sokağa dalarak gözden kayboldu…









Kaynak:

Anahtar Kelimeler: EMRE GÜRSOY RÖPORTAJI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
ADAY ADAYLARI ARTIYOR
ADAY ADAYLARI ARTIYOR
2019 Yerel Seçiminde aday olmak isteyenlerin sayısı artmaya devam ediyor. AKP, daha önce aday adaylığı sürecini tamamlayarak aday adaylarını açıklarken, bu hafta CHP, MHP ve İyi Parti´de hareketli günler yaşandı.
CHP VE İYİ PARTİ´DEN İTTİFAK ATAĞI
CHP VE İYİ PARTİ´DEN İTTİFAK ATAĞI
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile İYİ Parti arasında süren ittifak görüşmelerinde anlaşma sağlandığı aktarıldı.
UĞUR ERASLAN AKP´DEN İSTİFA ETTİ
UĞUR ERASLAN AKP´DEN İSTİFA ETTİ
İL GENEL MECLİSİ ÜYESİ UĞUR ERASLAN´DAN BASIN AÇIKLAMASI
İŞKUR´DAN 25 KİŞİ İSTİHDAM EDİLECEK
İŞKUR´DAN 25 KİŞİ İSTİHDAM EDİLECEK
İŞKUR´UN 6 AYLIK ÇALIŞMA PROGRAMINA BAŞVURULAR BAŞLADI
KAYMAKAM TENGİR, ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİYLE SÖYLEŞİDE BULUŞTU
KAYMAKAM TENGİR, ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİYLE SÖYLEŞİDE BULUŞTU
Şebinkarahisar Kaymakamı Taner Tengir, ilçemizdeki öğrenim gören üniversite öğrencileri ile düzenlediği söyleşide bir araya geldi. Kaymakam Tengir, öğrencilere meslek hayatındaki tecrübelerini anlattı.
TEKZİP VE DÜZELTME
TEKZİP VE DÜZELTME
6 Aralık 2018 tarihinde gazetemiz 1. sayfasında yayınlanan, "Yalnız yaşayan kadın evinde baygın halde bulundu" başlıklı haberimiz üzerine haberde ismi geçen Meliha Özcanalp´ın ailesi tarafından açıklama yapılmıştır.
“ÖZGÜRLÜĞÜ, DEMOKRASİYİ YERELDEN CANLANDIRALIM”
“ÖZGÜRLÜĞÜ, DEMOKRASİYİ YERELDEN CANLANDIRALIM”
YEREL GAZETELERE DESTEK KAMPANYASI
MEYDAN PROJESİNDE SONA YAKLAŞILDI
MEYDAN PROJESİNDE SONA YAKLAŞILDI
Şebinkarahisar Belediye Başkanı Şahin Yılancı, Kent Meydanı Projesi ile ilgili teknik ve mali raporu Yeni Şebinkarahisar Gazetesine açıkladı.
“KURTULUŞUMUZ: TÜNEL, LİMAN, TREN”
“KURTULUŞUMUZ: TÜNEL, LİMAN, TREN”
Giresun İl Genel Meclisi CHP Grup Başkanvekili Mehmet Yılmaz, "Giresun limanında, Eğribel Tünelinde, Tirebolu-Torul bağlantısında birlikte olmak zorundayız." dedi.
E-Gazete
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
HAKKIMIZDA

Yeni Şebinkarahisar, 12 Eylül Yönetiminin faşist uygulamalarına ve işkencelere direnmesini bilmiş, ANAP`a da, CHP`ye de, DYP`ye de, RP`ye de, DSP`ye, MHP`ye ne de AKP´ye muhalif olmuş, kimsenin yayın organı olarak davranmamıştır. Biz bugüne kadar hiçbir partinin yandaşı olmadığımız gibi bu güne kadar kimsenin güdümünde de hareket etmedik, yalakalık da yapmadık. Biz her zaman Şebinkarahisar`ın, Şebinkarahisarlının yanında olduk. Şebinkarahisar`ın sorunlarının çözümü için çaba harcadık. Bunun için de hangi parti iktidarda ise o partiye muhalif olmaktan çekinmedik. Yapılan olumlu çabaları ve hizmetleri de destekledik.

"Yeni Şebinkarahisar Gazetesi, Şebinkarahisar`a her sabah daha iyi hizmet etmek emeliyle yola çıkanlarındır."